• Afganistan'da Çocuk Ölümleri

    Az önce bana 9 bebeğini evde doğum yaptıktan sonra kaybettiğini anlattı. İlk bebeği erken doğmuş. Annesi köyün mollasına ne yapmaları gerektiğini sorduğunda, mullanın cevabı dua ve okunmuş su olmuş. Bebek ölmüş. İkinci bebeği ise doğumdan birkaç saat sonra enfeksiyondan ölmüş. Ve sonunda 9 bebeğini kaybetmiş Roghul. Afganistan'ın Guldara vilayetinde bir doğum kliniğinde oturuyorum. Klinik Kabil'e arabayla 20 dakika uzaklıkta. Buradaki kadınların bir kısmı mavi burkalı, kalanlar ise Kuci isimli çingene aşiretine özgü şalvardan giymiş ve renkli eşarplar takmışlar. Kimileri göbeklerini tutan hamile kadınlar, bazıları ise bebeklerini aşı olmaya getirmiş. Eğer ebeler ikna etmese, bu kadınların çoğu burada olmazdı.

    Bebekleri öldüren geleneksel yöntemler

    Paştu isimli suratı kirli, gözleri korku dolu bir genç kız konuşmayı kabul ediyor. Kaç yaşında olduğunu bilmiyor ama en fazla 15 yaşındaymış gibi görünüyor. İkinci çocuğuna 8 aylık hamile.
    Önümüzdeki ay kliniğin güvenli koşullarında doğum yapacak.
    İlk çocuğunu kirli bir tuvalette, yaşlı annesinin yardımıyla doğurmuş. Oğlu mosmor bir suratla doğmuş ve zor nefes alıyormuş, yalnızca bir saat hayatta kalmış.
    "Bebeğin neden öldü" diyorum, omuzlarını silkiyor. Yanında teyzesi var, uzun siyah saçları örgülü şişman bir kadın. “Paştu çok zayıf ve yeterince yemek yemiyor” diyor yüksek sesle, “Çocuğu o yüzden öldü.”
    Başka bir kadın Paştu'nun kocası esrar bağımlısı olduğu için bebeğin öldüğünü söylüyor.
    Geleneksel yöntemler Afganistan'da bir sürü bebeğin ölümüne neden oluyor.
    Bebeklerin doğumdan hemen sonra buz gibi suda yıkanması yaygın bir uygulama ve zatürreye neden olabiliyor.
    Ayrıca çok az sayıda kadın doğumdan sonraki ilk günlerde bebeklerini emziriyor. Anne sütünde ilk günlerde bulunan kolostrum isimli maddenin kirli olduğunu düşünüyorlar.



    Oysa son derece besleyici olan kolostrum bebeklerin bağışıklık sistemi için kritik önemde.
    Bebeklere onun yerine eritilmiş tereyağı veriliyor.
    En sarsıcı olanı ise, ziyaret ettiğim kliniklerin ülkenin kırsal eyaletlerinde değil, başkent Kabil'in eteklerinde olması.

    Nasıl hamile kalındığını bilmiyorlar

    Şehrin merkezindeki İstiklal hastanesi Kabil'in en geniş doğum koğuşuna sahip.
    İki genç kadın kıkırdayarak, evlendikten sonra bile nasıl hamile kalındığını bilmediklerini anlatıyor.
    Bir tanesi hamileliğinin beşinci ayında düşük yaptığı için burada olduğunu söylüyor.
    Hamile olduğunu fark etmemiş çünkü hamileliğin belirtilerini bilmiyormuş.
    “Eğer bu konularda soru sorarsak, bizim kötü kız olduğumuzu söylerler” diyorlar, suratları kızarıyor anlatırken.
    Konuştuğum bir doktor, annelerin kızlarının evlendikten sonra neyin ne olduğunu öğreneceklerini düşündüklerini anlatıyor.
    “Ama çoğu zaman öğrenmiyorlar” diyor doktor, “Kocalarıyla ilişkiye girmenin hamile kalmak anlamına geldiğini hala fark etmeyen bir sürü evli genç kızla karşılaşıyorum.”
    Ancak bir şeyler değişmeye başlıyor.

    Bir şeyler değişiyor

    Kamu Sağlığı Bakanlığı yılda 400 ebe eğitmek ve atamak üzere yeni bir proje başlatmış.
    Ebeler, yerel nüfusun şüpheyle yaklaşacağı yabancılar yerine, toplumun içinden seçiliyor. O yüzden de kadınların kocaları ya da dini liderler ebelerin çalışmasına engel olmuyor.
    2003'ten beri ebe yardımıyla doğum yapan kadın sayısı üçe katlanmış.
    Roghul da ebelik eğitimi almış ve bir sürü bebeğin hayatını kurtarmış.
    Yaşadığı kayıp ve aldığı eğitim bir araya gelince, Roghul'un içinde bulunduğu topluma ne kadar yardımcı olabileceği açık.
    Ancak henüz yeterince Roghul yok.
    Roghul'un hikayesi ise mutlu sonla bitiyor.
    Eğitimi sayesinde şimdiye kadar bebeklerini neden kaybettiğini fark etmiş.
    Tekrar hamile kaldığında ise ne yapacağını biliyormuş ve şimdi bir oğlu ve iki kızı var. "Onlar işimin yaşayan kanıtları" diyor gülümseyerek.
    Yorum 1 Comment
    1. zeytintanesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
      cok güzel bir konu. Bizleri geriye götüren her türlü gerici düsüncelerin karsisinda olmaliyiz. Ülkemizde ve dünyada maalesef konu kadin olunca hep göz ardi edilir. Halen orta cag karanligindan kurtulmamizi istemeyen zihniyetler var. Bu tür haber ve yorumlara daha duyarli olmaliyiz.